ÜYE GİRİŞİ
| Trabzon Yaylaları |
|
|
|
| Yazar Site Admin | |
| Pazartesi, 14 Nisan 2008 | |
|
Dağlarla çevrili bölge, dört mevsim ılıman ve çok yağışlı bir iklime sahiptir. Yaylalar bu yüksek dağ dizilerinin eteklerinde kurulmuşlardır. Dağlar üzerinde, değişik çiçekler, ağaçlarla süslü ormanlar arasında obalar, yaylalar mevecuttur. Bu yaylalar arasında Erikbeli, Derinoba, Karadağ, Sultan Murat yaylaları ünlüdür. Bölgedeki köyler, dağlardan denize doğru inen akarsuların vadileri üzerinde kurulmuşlardır. Köylerde bulundukları coğrafi mevkiye göre çay, fındık, mısır tarımı ve hayvancılık yapılır. Kış ayları, köylerde dinlenilerek mevsimlik işler ve el sanatlarıyaparak geçirilir. İlkbahar gelince mart ve nisan aylarında tarlalar bellenir, Mayısta ekinler ekilir. Mezrası olan aileler buradaki evlerine göç ederek bir ay kadar otururlar. Özellikle sürüler mezraya göçürülür. Haziran başından Eylül sonlarına kadar yaylaya göç edilir. Yayla dönüşü 1-2 ay yine mezrada (güzlekte) oturulur. Kar yağıp havalar iyice soğuyınca köye inilir Yaylalar kışın tamamen ıssızdır. İlkbaharda karlar erimeye başlayınca erkekler yaylaya gidip evlerini kontrol ederler. Evierin kardan, rüzğardan bozulan, kırılan yerlerini, tamir ederler, çayırların çapalarını (çitlerini) düzeltirler. Köylerde de yayla hazırlıklarına başlanır. Yaylaya götürülecek eşyalar satın alınır. İneklerin çırnakları (çanları) elden geçirilir, puruncaları (ineklere takılan püsküllü boncuklu başlık) dikilip boyatılır. Göç günü, köylülerce ortaklaşa belirlenir. Çünkü yaylanın taze otları birlikte otlatılacaktır. Genellikle ekinler ekilmişse ve havalar uygunsa, haziranın ilk haftasında yaylaya göç edilir.Evden önce besmele ile evin büyüğü veya ananın ilki olan erkek çocuk çıkar. Yükler katır ve eşeklere yüklenir, büyükler de sırtlarına denkler ve sepetlerle bazı eşyaları alırlar. Bütün göçler köyün çıkışında birleşerek yola girilir. Yaylaya gideceğim Yollara kona kona Gelir bulursun beni Evimi sora sora Göç sırasında çalgıcılar yaylacılara eşlik eder. Dinlenmeler sırasında kemençe, davul, zurna, eşliğinde horon tepilir, türküler söylenir; yaylası uzak köyler belirli obalarda veya mezralarda konaklar. Bu sırada geceleri yine eğlenceler düzenlenir. Trabzon Şalpazarı'nda hala birçok köy, yaylalara böyle topluca, büyük şenliklerle göçmektedir. Yaylalar yemyeşil, türlü çiçeklerle bezeli, kelebekierin uçuştuğu çayırlara, cana cankatan soğuk sulara, türlü ağaçlar, meşeler, çamlarla donanmış ormanlara sahiptir. Ormanlarda otlaklarda kuş sesleri, çan sesleri, köyun kuzu meleyişleri insanı gerçcekten etkiler. Günün her saati yayla bir başka tarif edilmez güzelliktedir. Bölge halkı yüzlerce türkü ile bu güzellikleri ifadeye çalışmiştir. Yayla; ormanı, otlağı ve yerleşim alanı (obayı) içine alan bir bütündür. Yayla hayatı belli işleri yapmayı gerektirir. Kadınlar ev işlerini, hayvanlara ot temini ve ineklerin bakımını yaparlar. Erkekler, kışlık odun ve orman işlerinde çalışırlar. çocuklar yaşlarına göre çoğunlukla otlayan inekleri beklerler. Yaylada arpa, çavdar ekimi, patates dikimi, bazı sebzelerin (lahana, soğan) tarımı da yapılır. İneklerden sağılan sütlerden peynir, yağ, çökelek elde edilir. Bazı aileler arı kovanlarını, tavuklarını da yaylaya getirirler. Fide edilen ürünlerin bir kısmı satılır, bir kısmı tüketilir, bir kısmı da kışa saklanır. Bu tür ekonomik faaliyetlerin yanı sıra kış için ot ve yakacak odun da hazırlanır. Bölgenin engebeli yüzey şekilleri, yağışlı iklimi yayla hayatını olumsuz yönde etkiler. 1905 tarihli Trabzon Vilayeti Salnamesi'nin yayla bölümünde bu husus şöyle anlatılıyor: "Yaz mevsiminde sahil ahalisinin göçtükleri yaylalar birbiri ardına sıralanır.. İnsan herhangi bir tarafa gözunu gezdirmiş olsa böyle arızalı yerler görür ve bu yerde yaşayan halkın ne kadar çevik ve atik adamlar olmak lazım geleceğini anlar... Bazı defa kesif duman yığınlarından bir dakika önce gözümüzün önünde bulunan tabiat güzellikierinden bir şey göremez olursunuz..." Coğrafyanın bu şartlarına rağmen yayla; serin havası, soğuk suları, yeşil çimenleri ile her zaman sevilmiştir.
Trabzon'da yayla evleri küçük ebatlı olup birkaç ana mekandan teşekkül ettirilmiştir.
Kadırga'da büyük şenlik ve eğlence Temmuzun üçüncü cumasında düzenlenir. Her köyden ve obadan eğlenceye katılmak üzere büyük gruplar yola çıkar. Geleneksel kıyafetleri içerisinde kemençe, davul, zurna eşliğinde horon teperek, türkü söyleyerek gidlir. Bu gruplarda önde erkekler, arkada kadınlar yer alır. Yürüyüş ve oyunları atlı veya yaya yöneticiler idare eder. Kadırga düzlüğüne topluluklar horon oynaya oynaya gireler ve belirli alanlarda oyunlarına devam ederler. Böylece çok sayıda horon halkaları oluşur. Daha sonra yemekler yenilir, içilr. Akşam üstü alış veriş yapılır. Yine çala söyleye obalara ve köylere dönülür. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
User21
GENEL BILGILER
Yüzölçümü : 4.685 km² Nüfus : 975.137 (2000) İl Trafik No : 61 Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon Kafkasların ve İran transit yolunun başlangıcında yer alır. Karadenize kıyısı olan diğer ülkelerin limanlarıyla bağlantısı bulunmaktadır. Tarihi ve doğa güzellikleri ile dört mevsim gezip görülebilecek turizm şehridir. İLÇELER Trabzon ilinin ilçeleri; Akçaabat, Araklı, Arsin, Beşikdözü, Çarşıbaşı, Çaykara, Dernekpazarı, Düzköy, Hayrat, Köprübaşı, Maçka, Of, Sürmene, Şalpazarı, Tonya, Vakfıkebir ve Yomra'dır.
Çok eski geçmişe sahip olan Trabzon, 1461 yılında Fatih Sutan Mehmet tarafından fethedilerek Osmanlı İmparatorluğuna katılmıştır. Yavuz Sultan Selim'in Valilik yaptığı, Kanuni Sultan Süleyman'ın doğduğu Trabzon, 1868 yılında Vilayet olmuştur. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 3 kez ziyaret ettiği İlimiz, bugün de sosyal, ekonomik ve kültürel bir merkez konumundadır.
User22
NE ALINIR- NE YENİR
Pek çok yemeği yapılan hamsi, karalahana ve mısır ekmeği, hamsi kuşu, hamsi pilavı,hamsili kaygana, hamsi tava, lahana kavurması, hoşmerim, Akçaabat Köftesi, kıymalı ve peynirli Trabzon pidesi, Hamsiköy sütlacı yöre yemeklerindendir.
Eskinin daracık arnavut kaldırımlarının üzerinde yürüyüp tek katlı arasta biçimli ve koridoru andıran, hemen hemen tüm Trabzon halkının alışveriş mekanı olan kemeraltındadır Trabzon'a has telkari usulü ile el yapımı gümüş eşyaları görmelisiniz. Altıncılar ve gümüşcüler çarşısını mutlaka gezmelisiniz.
User24
GEZ-GÖR
Yörenin en iyi korunmuş, denizden tepelere kadar uzanan Trabzon Kalesini gezmeden, Şehrin 7 km güneybatısında soğuksu mevkiinde 19.yüzyıl sivil mimari örneği ile yapılmış ve Trabzon halkının Atatürk'e bir hediyesi olan Atatürk Köşkünü ziyaret etmeden, Fatih veya İrena Kulesi olarak bilinen ve Cephanelik olarak kullanılan mekanı görmeden, Yayla şenlikleri mayıs ayının ilk pazar günü başlayarak ağustos ayının sonuna kadar süren festivaller Trabzon'un simgesi halindedir. Festival tarihlerinde Trabzon'a gelirseniz festivale katılmadan, Kışın Trabzon'a geldiyseniz, Sümela Manastırını kar altında görmeden, Sümela Manastırı gezisi sonrası yol güzergahında bulunan lokantalarda, kara lahana dolması, kayana, Hamsiköy'de Hamsiköy Sütlacı yemeden, Uzungölü gezmeden, Tereyağında alabalık ve tüm Karadenize özgü yemekleri tatmadan... Dönmeyin.










