ÜYE GİRİŞİ
| Trabzon Roma Dönemi |
|
|
|
| Yazar Editör | |
| Pazartesi, 14 Nisan 2008 | |
|
M.S.54-68 yıllarında Roma'yı yönetmiş olan Neron, Doğu Anadolu'da Roma nüfuzunu tekrar oluşturmak için düzenlediği seferde Trabzon'u ordusunun ihtiyaçalarını karşılayacağı bir üs olarak kullanmıştır. Bu amaçla I. Polemon'un torunu II. Polemon'nu tahtan indirerek Pontos Polemoniacus'u 6 şehre ayırıp M.S. 64 yılında Trabzon'u iltihak etmiştir. Devrin tarihçilerinden Tacitus, Trabzon'un elde tutulması mühim bir nokta olduğunu belirtir.
Trabzon'un Roma'ya ilhakından sonra Trabzon'da demirlemiş bulunan Polemon'un donanması da Roma Krallığı'nın Karadeniz donanması haline getirilmişti. Fakat Krallık donanması kumandanı olan Anicetus isyan ederek Trabzon'u ele geçirir ve Trabzon limanında demirli olan donanmanın bir kısmını yakar. Roma İmparatoru Vespasian, Anicetus'un üzerine Virdius Geminus'u göndererek bölgede tekrar hakimiyeti sağlar.
Vespasian, Doğu Anadolu'da mevcut vasal krallıkları ilhak ederek bu sınırın Roma ordusu tarafından korunmasını sağlamış, sınırını koruyan birlikierine kolay destek sağlamak için Trabzon bölgesini çevreleyen dağlardan askeri yollar inşa ettirmeye başlamıştı. Roma'nin doğu hududunu koruyan Roma lejyonlarından birinin M.S. 117 yılında yerleştiği ve daha sonra önemli bir garnizon-şehir olacak olan Satala'nin (Gümüşhaneye bağlı Sadak köyü) limanı olan Trabzon, gelişmesine devam etmiş ve İmparator Traijanus (M.S.89-1 17) zamanında burada bir de darphane binası inşa edilmişti. Traijanus'tan sonra tahta çıkan Hadrianus (M.S. 117-138) ünlu seyahatlerinin birinde Trabzon'u da ziyaret etmiştir. Trabzon'da bugünkü Moloz mevkiinde bir mendirek, bir hipodrum, saraylar ve su kemerleri inşa ettirerek şehrin imarına büyük katkılarda bulunmuştur. Trabzon kalesindeki Ortahisar denilen kısmın da onun zamanında inşa edildiği ileri sürülür. Hadrian'ın Trabzon'da yürüttüğü bu imar hareketlerine karşılık bugünkü Karluk tepesinde büyük bir heykeli dikilmişti. Trabzon'un bu dönemi hakkındaki bilgileri Hadrianus tarafından Kapadokya valiliğne atanmış olan Arrianus'un, Eyalet bölgesinde çiktığı gezilerle ilgili raporlardan oluşan "Periplo" adlı eserinde buluyoruz. Eserinde Karadeniz sahillerini Trabzon'dan itibaren anlattığı için Sataldan Trabzon'a geldiği kabul edilen Arrianus "İmparator Sezar Traiano Adriano Augusto'yu Arriano selamlıyor" diye başlayan raporunda Trabzon'dan şöyle bahseder: Ksenophon'un dediği gibi eski Yunan şehri ve Sinop kolonisi olan Trabzon'a vardik Senin ve Ksenophon'un baktığı yerden Karadenizi coşku ile seyrettik. Taşların pürüzlü yüzünden dolayı üzerindeki harflerin açık seçik okunmadığı sunaklar hala daha ayakta ve barbarlar (Yunanlı olmayan halk) tarafından yazılmış olduğu için Yunanca yazılar da hatalı bir şekilde kazınmış. Bu yüzden sunakları yeniden beyaz mermerden inşa etmeye ve yazıları okunaklı harfierle kazımaya karar verdim. Senin heykelin parmağı ile denizi gösteriyor. Bir bakıma hareketi ile sana benziyor ama ama yapıldığı tarz sana benzemiyor. Ayrıca güzel de değil. Bunun için aynı yere senin adını taşımaya layık bir heykel gönder. Ölümsüz bir anıt için yer çok uygun. Kare taşlardan pek küçümsenmeyecek bir tapınak da yapılmış. Fakat Hermes'in Heykeli ne bu tapınağa ne de bu yere layık. Eğer bana inanılyorsan en fazla beş ayak boyunda Hermes'in, bir de dört ayak boyunda Hilesion'un heykellerini gönder. Bence atası ile aynı tapınağı paylaşması hiç de fena fikir değil. Böylece, buraya gelenlerden kimi Hermes'e, kimi de Hilesio'ya kurban verecek ve her ikisi de Hermes ve Hilesio'nun takdirirni kazanacaklar. Hermes'in takdirini kazanacaklar, çünkü soyundan gelme birini şereflendirecekler; Hilesio'nun takdirini kazanacaklar çünkü atasını şereflendirecekler. Ben de bir öküz kurban ettim, ama Ksenophon'un Calpe limanında kurban bulamayıp da öküz arabasından bir öküz kurban etmek zorunda kaldığı gibi değil. Trabzonlular'ın kendilerinin bana temin ettikieri gösterişli bir hayvanı kurban ederek orada extispicio törenini yaptık ve bağırsaklarının şerefine içtik. Kime ilk olarak varlık diyoruz biliyorsun. Sen ki yapımızı tümüyle tanıyorsun ve herkesin duasını ve oyunu bizden daha az iyiliğinden yararlananlarında duasını ve oyunu hak ettiğini biliyorsun. Arrianus raporunda bölgedeki halklarla ilgili olarak bazı bilgiler vermişti. Arrian'ın belirttiğine göre; Trabzonlular Colchiler'le komşu idi. Ksenophon'un çok savaşçı ve Trabzonlular'la duşman diye tanımladığı Drillerin Sanni/SanlTzan/Can'lar olduğunu belirterek Canlar'ı savaşçı ve hal, Trabzonluların can duşmanı olarak tanımlamaktadır. Silahla donatılmış yerlerde va kralsız yaşayan bu halkın Romalılar'a vergi borcu olduğunu fakat kendilerini haydutluğa verdikieri için vergi ödemeye zahmet etmedikierini yazarak, "Eger tanrı izin verirse ya görevlerini yerine getirecekler ya da köklerini kurutacağız" demektedir. Osmanlı belgelerinde Samsun bölgesinin Canik olarak adlandırılmasına rağmen Arrianon'un bahsettiği Canlar'ın merkezinin Gümüşhane/Canca bölgesi olduğunu ve Canlar'ın buradan Araklı Burnu'ndaki Canayer'' kadar uzanan bölgede yaşadıklarını bölgedeki yer isimlerinden hareket ederek söyleyebiliriz. M.S.224 yılında Philippus Arabs tarafından para basma yetkisi alınan Trabzon'un Neron'dan sonra başlayan parlak dönemi sona ermeye başlamıştı. Onun tamamen sönmesi ise Gotlar'ın yaptıkları saldırılar sonucu olmuştur. M.S.254 yılında Karadeniz'in kuzeyindeki Bosphorus krallığının donanmasını ele geçiren Boranlar Trabzon'a saldırdılar. M.S.257 yılında yaptıkları ikinci saldırıda bir gece baskını ile şehre giren Boranlar, halkı kılıçtan geçirererek mabedleri yıktı ve şehri baştanbaşa yağmadılar. 30-40 yıl boş ve harabe halinde kalan şehir, İmparator Diocletanus (M.S 285-305) zamanında yeniden imar edilmeye başlandı. Bunun en önemli nedeni hiç şüphesiz doğuda Sasanilerle olan mücadeledir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
User21
GENEL BILGILER
Yüzölçümü : 4.685 km² Nüfus : 975.137 (2000) İl Trafik No : 61 Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon Kafkasların ve İran transit yolunun başlangıcında yer alır. Karadenize kıyısı olan diğer ülkelerin limanlarıyla bağlantısı bulunmaktadır. Tarihi ve doğa güzellikleri ile dört mevsim gezip görülebilecek turizm şehridir. İLÇELER Trabzon ilinin ilçeleri; Akçaabat, Araklı, Arsin, Beşikdözü, Çarşıbaşı, Çaykara, Dernekpazarı, Düzköy, Hayrat, Köprübaşı, Maçka, Of, Sürmene, Şalpazarı, Tonya, Vakfıkebir ve Yomra'dır.
Çok eski geçmişe sahip olan Trabzon, 1461 yılında Fatih Sutan Mehmet tarafından fethedilerek Osmanlı İmparatorluğuna katılmıştır. Yavuz Sultan Selim'in Valilik yaptığı, Kanuni Sultan Süleyman'ın doğduğu Trabzon, 1868 yılında Vilayet olmuştur. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 3 kez ziyaret ettiği İlimiz, bugün de sosyal, ekonomik ve kültürel bir merkez konumundadır.
User22
NE ALINIR- NE YENİR
Pek çok yemeği yapılan hamsi, karalahana ve mısır ekmeği, hamsi kuşu, hamsi pilavı,hamsili kaygana, hamsi tava, lahana kavurması, hoşmerim, Akçaabat Köftesi, kıymalı ve peynirli Trabzon pidesi, Hamsiköy sütlacı yöre yemeklerindendir.
Eskinin daracık arnavut kaldırımlarının üzerinde yürüyüp tek katlı arasta biçimli ve koridoru andıran, hemen hemen tüm Trabzon halkının alışveriş mekanı olan kemeraltındadır Trabzon'a has telkari usulü ile el yapımı gümüş eşyaları görmelisiniz. Altıncılar ve gümüşcüler çarşısını mutlaka gezmelisiniz.
User24
GEZ-GÖR
Yörenin en iyi korunmuş, denizden tepelere kadar uzanan Trabzon Kalesini gezmeden, Şehrin 7 km güneybatısında soğuksu mevkiinde 19.yüzyıl sivil mimari örneği ile yapılmış ve Trabzon halkının Atatürk'e bir hediyesi olan Atatürk Köşkünü ziyaret etmeden, Fatih veya İrena Kulesi olarak bilinen ve Cephanelik olarak kullanılan mekanı görmeden, Yayla şenlikleri mayıs ayının ilk pazar günü başlayarak ağustos ayının sonuna kadar süren festivaller Trabzon'un simgesi halindedir. Festival tarihlerinde Trabzon'a gelirseniz festivale katılmadan, Kışın Trabzon'a geldiyseniz, Sümela Manastırını kar altında görmeden, Sümela Manastırı gezisi sonrası yol güzergahında bulunan lokantalarda, kara lahana dolması, kayana, Hamsiköy'de Hamsiköy Sütlacı yemeden, Uzungölü gezmeden, Tereyağında alabalık ve tüm Karadenize özgü yemekleri tatmadan... Dönmeyin.







